Gençliğin Hayali Otomobiller
İnsanların modifiye tutkusunu, adeta bir ölüm oyununa dönüştürme isteği ne yazık ki her geçen gün artmaktadır.
Birkaç ay önce modifiye ile ilgili bir yazı kaleme almış ve “Otomobil İntiharı: Modifikasyon” başlığı altında bilinçsizce yapılan modifiyelerin sürücüler üzerinde oluşturduğu büyük tehlikelere dikkat çekmiştim.
Ancak görüyorum ki o yazı, bazı yönleriyle eksik kalmış. Bugün bu eksiklikleri gidermek adına konunun temel nedenlerine inmek ve yarış filmlerinin toplum üzerindeki olumsuz etkilerinden bahsetmek istiyorum.
İnsan Karakteri Adeta Bir Oyun Hamuru Gibidir
İnsan, çocukluğundan yetişkinlik dönemine kadar; hatta yaşamı boyunca çevresinde gördüğü her şeyi bir fotoğraf makinesi gibi hafızasına kaydeder ve bunlardan kendisine çeşitli davranış kalıpları oluşturur.
Sanıldığı gibi taklitçilik yalnızca çocuklara özgü bir davranış değildir. Küçük ya da büyük, her insan çevresinden etkilenir. Yetişkinler bu düşünceye ilk anda katılmayabilir. Çünkü toplumda genellikle sadece çocukların çevresel faktörlerden etkilendiği yönünde eksik bir kanaat bulunmaktadır.
“Ağaç yaşken eğilir.” sözü elbette önemli bir gerçeği ifade eder. Ancak günümüzde teknolojinin gelişmesi ve çevresel etkenlerin artması, yalnızca gençleri değil yetişkin bireyleri de önemli ölçüde etkileyebilmektedir. İnsanların karakterleri, yaşları ne olursa olsun içinde bulundukları sosyal çevreye göre değişebilmektedir.
Yetişkinlerin de toplum içerisinde güçlü bir taklit etme eğilimine sahip olduğunu belki ilk kez duyuyorsunuz. Bu düşüncemi sizlere çeşitli örneklerle açıklamaya çalışacağım.
Birey, toplum içerisinde var olduğu sürece değişen sosyal yapıya uyum sağlamak ister. Aksi hâlde toplumdaki yerini, saygınlığını veya otoritesini kaybetme endişesi yaşayabilir.
Toplum tarafından dışlanma kaygısı, birçok insanı sürekli değişime zorlamaktadır. Bazı kişiler yaşadıkları çevre değiştiğinde, farkında olmadan davranışlarını da değiştirebilmektedir. İnsan karakteri, uygun şartlar oluştuğunda her yaşta değişime uğrayabilir ve adeta bir oyun hamuru gibi şekilden şekle girebilir.

SİNEMA SEKTÖRÜ YENİ TRAFİK CANAVARLARI TÜRETTİ
HIZLI VE ÖFKELİ –
HIZLI VE ACEMİ –
ALKOLLÜ VE CANİ –
ÖZENMİŞ VE SORUMSUZ
Görsel medya, kuralsız davranışları insan zihnine adeta bir nakış gibi işlemektedir. Bazı kişiler, bu kuralsızlıkları bir başarı veya cesaret göstergesi olarak görüp gerçek hayatta uygulamaya çalışmaktadır. Ben modifikasyon konusunu eleştirirken aslında tam olarak buna dikkat çekmek istemiştim.
Her şeyin bir gelişim süreci olduğu gibi modifikasyonun da belli aşamaları vardır. Çoğu kişi işe küçük dokunuşlarla başlar. Daha sonra motor modifiyesine yönelir ve ardından çevresine kendini gösterme isteği ortaya çıkar. Buraya kadar yapılan işlemler, yasal sınırlar içerisinde kaldığı sürece kişisel tercih olarak değerlendirilebilir. Ancak bundan sonraki aşama hem sürücünün hem de diğer insanların hayatını tehlikeye atabilecek davranışlara dönüşmektedir.
İşte tam bu noktada, izledikleri yarış filmlerinden etkilenen bazı kişiler, modifiye ettikleri araçlarla cadde ve sokaklarda tehlikeli hareketler yapmaya başlamaktadır. Trafiğe kapalı pistlerde profesyonel sürücüler tarafından gerçekleştirilen gösterileri, trafiğe açık alanlarda uygulamaya çalışmaları hem kendi canlarını hem de masum insanların hayatını ciddi şekilde riske atmaktadır.
Unutulmamalıdır ki izlediğiniz yarış filmlerinin tamamına yakını, gerekli güvenlik önlemlerinin alındığı, trafiğe kapalı alanlarda ve profesyonel ekipler tarafından çekilmektedir. Buna rağmen bazı kişiler bu sahneleri örnek alarak sokaklarda drift yapmayı veya yarış düzenlemeyi marifet olarak görebilmektedir.
Özellikle otoyollarda tehlikeli şerit değiştirme hareketini “makas atmak” olarak adlandıran ve bunu bir sürüş becerisi gibi gören kişiler bulunmaktadır. Oysa bu davranış, hem sürücünün hem de trafikte bulunan diğer insanların hayatını tehlikeye atan ciddi bir kural ihlalidir.
Son yıllarda “makas atma” ve “yanlama (drift)” gibi tehlikeli hareketlerin sosyal medya üzerinden özendirilmesi de bu sorunu daha da büyütmektedir. Oysa bu hareketler profesyonel eğitim almadan ve uygun pist ortamı olmadan denendiğinde ağır kazalarla sonuçlanabilmektedir.
Yaklaşık 80 km/s hızla ilerleyen bir aracın ani direksiyon manevralarıyla dengesinin bozulması veya el freni kullanılarak arka aksın kaydırılması, ileri sürüş teknikleri konusunda ciddi bilgi ve deneyim gerektirir. Kendini usta sürücü olarak gören birçok kişi ise bu hareketleri ilk denemelerinde araç hâkimiyetini kaybetmektedir. Sonuç olarak araçların savrulması, takla atması veya diğer araçlara çarpması kaçınılmaz hâle gelmektedir.
Üstelik bu tür araçların önemli bir bölümünde ESP, ABS ve benzeri aktif güvenlik sistemleri de bulunmamaktadır. Bu nedenle meydana gelen kazaların sonuçları çok daha ağır olabilmektedir.

TÜRKİYE’DE SOKAK YARIŞLARI
Sokak yarışları, özenti kültürünün geldiği en tehlikeli noktalardan biridir. İzledikleri filmlerden etkilenerek bu kültürü yaymaya çalışan bazı kişiler, yalnızca adrenalin yaşamak amacıyla karayollarında, caddelerde ve bulvarlarda yasa dışı yarışlar düzenlemektedir.
Bu yarışlarda zaman zaman para bahisleri yapıldığı, hatta “anahtar teslim yarış” olarak bilinen ve kaybedenin aracını kazanana bıraktığı organizasyonlardan söz edilmektedir. Her ne kadar bu tür olaylar şehir efsanesi gibi anlatılsa da, yasa dışı yarışların oluşturduğu risk ve tehlike tartışılmaz bir gerçektir.
Ülkemizde özellikle Hızlı ve Öfkeli serisinden etkilenerek trafiğe açık alanlarda drift yapmaya veya yarışmaya çalışan birçok sürücü ciddi kazalara karışmıştır. Sinema filmlerinde izlenen sahnelerin profesyonel ekipler tarafından, kontrollü ortamlarda çekildiği unutulmamalıdır.
Yarış filmlerinde dikkat çeken bir diğer unsur ise yalnızca hız değildir. Bu filmlerde zaman zaman suç örgütleri, yasa dışı faaliyetler, soygunlar ve polis kovalamacaları da senaryonun önemli bir parçası olarak sunulmaktadır. İzleyicilerin bu sahneleri yalnızca kurgu olarak değerlendirmesi ve gerçek yaşamla ilişkilendirmemesi büyük önem taşımaktadır.
Bir otomobil reklamında geçen “Işıkları söndürün, müziği kapatın, efektleri kaldırın.” sözü aslında önemli bir gerçeği hatırlatmaktadır. Sinemada izlediğimiz sahnelerin büyük bölümü özel efektler, profesyonel sürücüler ve güvenlik ekiplerinin desteğiyle hazırlanmaktadır. Gerçek hayatta ise aynı hareketlerin sonuçları ağır yaralanmalar ve ölümler olabilmektedir.
Dünyanın birçok ülkesinde yasa dışı sokak yarışlarına karşı oldukça ağır yaptırımlar uygulanmaktadır. Çünkü bu organizasyonlar yalnızca yarışan kişileri değil, trafikte bulunan tüm sürücüleri ve yayaları tehlikeye atmaktadır. Ülkemizde de bu konuda yürütülen denetimlerin artırılması ve özellikle genç sürücülerin bilinçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır.
Yasa dışı sokak yarışlarına katılan bazı kişilerle yapılan sohbetlerde en sık duyulan bahanelerden biri, “Pist olsa biz de orada yarışırız.” şeklindedir. Ancak güvenli sürüş eğitimi almadan ve yeterli deneyime sahip olmadan pist ortamında dahi araç kullanmak ciddi riskler taşımaktadır.
Profesyonel yarış pilotları yıllarca eğitim almakta, özel güvenlik ekipmanları kullanmakta ve uluslararası güvenlik kurallarına uygun pistlerde yarışmaktadır. Trafiğe açık alanlarda bu koşulların hiçbiri bulunmadığından, yapılan her tehlikeli hareket hem sürücünün hem de masum insanların hayatını riske atmaktadır.
Sonuç olarak; modifiye edilmiş bir otomobile sahip olmak tek başına yanlış değildir. Ancak bu araçları kurallara aykırı şekilde kullanmak, sokak yarışlarına katılmak veya drift gösterileri yapmak ciddi trafik kazalarına davetiye çıkarır. Unutulmamalıdır ki gerçek sürücülük becerisi hız yapmak değil; trafik kurallarına uymak, güvenli sürüş tekniklerini uygulamak ve diğer insanların hayatına saygı göstermektir.
Bu yazının amacı, modifiye tutkunlarını eleştirmek değil; özellikle genç sürücülerin bilinçsizce özendikleri davranışların ne gibi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekmektir. Trafikte en büyük başarı, gideceğiniz yere güvenli bir şekilde ulaşabilmektir.
Okuduğunuz ve görüşlerinizi paylaştığınız için teşekkür ederim.
Motorlu Araçlar Teknolojisi – Motor Dersi editörü (Öğrenci)
MUHAMMED YASİR YAMAN
E-posta:
muhammedyasiryaman@gmail.com
İlk yorumu siz yazın
Konu hakkında görüş, soru veya ek bilgi paylaşabilirsiniz.