22 yıllık emek ve bir Türk imzası…
Değerli Motor Dersi okurları; ben bu haberi internetteki haber sitelerinden ve ajanslardan kopyala-yapıştır yöntemiyle sizlere sunabilirdim. Fakat otomotiv sektöründen biri olarak, her ne kadar öğrenci vasfıyla değerlendirilsem de bazı şeylerden bir süreliğine fedakârlık ederek bugün bu konuyu sizlere bir habercinin gözünden ziyade bir motorcunun gözünden aktarmak istiyorum.
Yerli Motor HBO, Hasan Basri Özdamar tarafından geliştirilen ve “Döner Pernolu Motor” adıyla tanıtılan farklı bir motor tasarımı olarak kamuoyuna yansımıştı. Bu yazı, projenin gündemde olduğu dönemde kaleme alınmış kişisel değerlendirmelerimi ve o dönemde proje hakkında kamuoyuna aktarılan bilgileri içermektedir.

Türkiye ve Toplum Açısından Yerli Motor HBO
Türkiye, hayallerin zor ama imkânsız olmadığını bir kez daha kanıtladı.
Türkiye yerli bir otomobil tesisi için böyle bir sinyal bekliyordu. Umut ediyoruz ki yerli otomobil üretimi konusunda devamı gelecek bu çalışmalar çok güzel şekilde değerlendirilecektir.
Umudumuz ve kamuoyunun beklentisi o dönemde bu yöndeydi.
Peki Ya Toplum?
Türk toplumunda bazı kalıplaşmış ön yargılar, hatta kafalarda kurulan ön yargı mahkemeleri, geçmişte yaşanan başarısızlıkları sebep göstererek bundan sonraki sürecin de geçmişin merceğinden incelenmesi gerektiği düşüncesini bireylere kabullendiriyordu.
Ancak bundan sonraki süreçte devlet desteğinin yanı sıra birçok kuruluşun desteğinin de alınması umut vericiydi. O dönemde TÜBİTAK’ın da yerli motorun üretim sürecini yakından takip ettiği ve proje sürecinde yapılan testlerde yardımcı olduğu belirtiliyordu.
Projeye ilişkin kamuoyuna yansıyan açıklamalar, çalışmanın ciddi bir Ar-Ge projesi olarak ele alındığını gösteriyordu. Toplum açısından bu gelişmeler önemliydi. Bundan sonraki süreç ise projenin geliştirilmesine ve ortaya çıkacak sonuçlara bağlıydı.
Devlet Desteği ve Seri Üretim Beklentisi
Biz otomobil konusunda burada Motor Dersi adresinde sizlere birçok yazı sunduk. Birçok girişimci ve mucidin yerli otomobil çalışmalarını gördük. Bu yazılara dikkat ederseniz projelerin önemli bölümünde destek eksikliğinden ve çeşitli zorluklardan söz edildiğini görürsünüz.
Elbette ortada bir alın teri ve emek söz konusu. Ancak bu tür projelerin gerçek değerinin anlaşılabilmesi için yalnızca ortaya çıkarılan prototipin değil; üretilebilirlik, maliyet, dayanıklılık, emisyon, yakıt tüketimi, servis edilebilirlik ve seri üretime uygunluk gibi birçok unsurun birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Türkiye’de yerli otomobil ve motor üretimi konusunda geçmişten günümüze farklı girişimler gerçekleştirildi. Dünya otomotiv üreticileriyle rekabet edebilmek için yalnızca mevcut sistemlerin benzerini üretmek yerine farklı teknolojiler geliştirmek de önemli bir seçenek olarak görülüyordu.
Uçan otomobiller, elektrikli araçlar, alternatif yakıt sistemleri ve farklı motor tasarımları gibi çalışmalar bu arayışların örnekleri arasında değerlendirilebilir.
Çünkü otomotiv sektöründe rekabet yalnızca bir araç üretmekten ibaret değildir. Yeni bir teknolojinin pazarda yer bulabilmesi için verimlilik, maliyet, güvenilirlik, çevresel etkiler ve kullanıcı ihtiyaçları bakımından da avantaj sağlaması gerekir.
HBO Döner Pernolu Motorun Özellikleri
HBO motoru kamuoyuna tanıtıldığı dönemde, geleneksel içten yanmalı motorlardan farklı bir çalışma prensibine sahip döner pernolu motor olarak anlatılmıştı.
Dönemin haber ve tanıtımlarında motorun düşük emisyon değerlerine sahip olduğu ve benzer motorlara göre daha düşük yakıt tüketimi sağlayabileceği yönünde çeşitli oranlar paylaşılmıştı. Ancak bu yazıda söz konusu değerleri doğrulayacak bağımsız ve standartlaştırılmış test verileri bulunmadığından, bu rakamları kesin teknik değerler olarak değerlendirmemek gerekir.
Bununla birlikte, klasik piston-biyel-krank mekanizmasından farklı bir çözüm arayışı içerisinde geliştirilen bir motor tasarımının Türkiye’den çıkmış olması, proje açısından dikkat çekici bir özellikti.
Klasik içten yanmalı motorların temel çalışma prensibini karşılaştırmak için Piston, Biyel ve Krank Mili Kontrolleri konusunu inceleyebilirsiniz.
Hasan Basri Özdamar Kimdir?
Bunca sözün arasında bu motor üzerinde çalışan Hasan Basri Özdamar’ı tanıtmamak olmazdı.
Yazının hazırlandığı dönemde yayımlanan biyografik bilgilere göre Hasan Basri Özdamar, 1946 yılında Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesine bağlı Kılıçmehmet Köyü’nde doğdu. İlköğretim ve teknik lise eğitiminden sonra üç yıllık Elektrik Tekniker Okulu’nu Kayseri’de tamamladı. 1967 yılında Ankara Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi’ne girdi ve 1972 yılında makine mühendisi oldu.
Özdamar daha sonra özel sektörde çeşitli firmalarda yöneticilik yaptı. Otomotiv, makine, elektrikli ev aletleri ve elektrik motorları alanlarında üretim faaliyetlerinde bulundu.
Evli ve dört çocuk babası olan Hasan Basri Özdamar’ın üretim çalışmalarının 1978 yılında mini çamaşır makineleriyle başladığı belirtilmektedir.
Özdamar’ın farklı alanlarda çeşitli buluş ve çalışmalar gerçekleştirdiği, bunlardan özellikle Döner Pernolu Motor projesinin dikkat çektiği ifade edilmektedir. Projenin temelinde, geleneksel motorlarda silindir içerisinde oluşan basıncın krank miline aktarılmasında kullanılan klasik mekanizmaya farklı bir alternatif geliştirme düşüncesi bulunmaktadır.
Otto, Wankel ve Özdamar Motoru
1. Nesil (Otto), 2. Nesil (Wankel), 3. Nesil (Özdamar) şeklindeki ifade, motorun tanıtıldığı dönemde kullanılan dikkat çekici söylemlerden biriydi.
Bu sıralama gerçekten beni duygulandırmıştı. Yıllardır otomotiv eğitiminde karşılaştığımız motor sistemlerinin yanında Türk imzası taşıyan yeni ve farklı bir sistem görmek benim için önemliydi.
Ancak burada önemli bir ayrım yapmak gerekir: Otto ve Wankel motorları otomotiv tarihinde yerleşmiş teknik kavramlardır. Özdamar’ın geliştirdiği Döner Pernolu Motor ise farklı bir tasarım yaklaşımı olarak değerlendirilmelidir. Bu nedenle bu üçlü sıralamayı bilimsel olarak kabul edilmiş evrensel bir motor nesilleri sınıflandırması şeklinde değerlendirmek doğru olmaz.
Yazının ilk hazırlandığı dönemde sistem hakkında elimizde ayrıntılı teknik veri bulunmuyordu. Döner pernolu bir motor olduğu, yakıt tüketimini azaltmayı hedeflediği ve ilk çalışmaların tek silindirli bir motor üzerinde gerçekleştirildiği belirtiliyordu. Sonraki hedefler arasında dizel yakıtla çalışan ve daha fazla silindire sahip uygulamaların geliştirilmesi bulunuyordu.
İçten Yanmalı Motorların Geleceği
Bir atasözümüz şöyle der: “Geçti Bor’un pazarı, sür eşeğini Niğde’ye.”
Yazıyı kaleme aldığım dönemde Avrupa otomotiv sektörü elektrikli araç teknolojilerine giderek daha fazla yöneliyor ve Ar-Ge çalışmalarının önemli bir bölümünü elektrikli ulaşım üzerine kuruyordu. Bu nedenle petrole dayalı yeni bir motor teknolojisinin gelecekte nasıl bir karşılık bulacağı da tartışılması gereken konulardan biriydi.
İçten yanmalı motor teknolojisinde geliştirilen yenilikler önemli olmakla birlikte, otomotiv sektöründeki teknolojik dönüşümün elektrikli ve alternatif enerji sistemleriyle birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Bununla birlikte bir motor veya otomobil fabrikasının kurulması yalnızca mevcut teknoloji açısından değil, ülkenin üretim kabiliyeti ve gelecekte geliştirilecek yeni teknolojiler açısından da önemlidir. Bir üretim altyapısı oluştuğunda elektrikli motorlar ve farklı güç aktarma sistemleri konusunda da yeni çalışmalar yapılabilir.
Türkiye’nin mühendislik ve üretim alanında önemli bir insan kaynağı bulunmaktadır. Girişimcilerin, teknisyenlerin, mühendislerin ve araştırmacıların çalışmalarının uygun Ar-Ge ortamlarıyla desteklenmesi yeni teknolojilerin ortaya çıkmasına katkı sağlayabilir.
Bize alan verin, size Ar-Ge sunalım. Bize destek verin, size hayallerinizi sunalım…
Sözleriyle yazımı burada sonlandırıyorum.
Önceki yazılarımda yoğun eleştirilere maruz kaldığım hâlde yine de bu düşüncelerimi yazımın altında belirtmekten gurur duyuyorum.
Yazan: Muhammed Yasir YAMAN
Artık gerçeklere baksak. Biz millet olarak ne çok hayal peşinde koşuyoruz. Diğer ulusları hep 50 yıl geriden takip ediyoruz. Bu ülkeye bu zararları vereni bir bulsam çok pis laflar edeceğim. Millet uzaya 70 lerde gider biz ise hala gidemeyiz. Bir uydu attığımızda seviniriz. Millet otombili çıkartır ve üzerinden 300 yıl geçer bizim hala otomobilimiz yok. Millet Tv yi bulur bize 50 yıl sonra gelir ama başka bir ülkenin ürünü. Bizi bu hale düşürenler utansın. Biz bir büyüyemedik.
Hasan beye çalışlmalarının devamını dilerim. Kolay değil tasarım.Ben de Hasan bey gibi mucidim tasarlarım. Etrafımda ki her şeyi 3 boyutlu her parçası ile görürüm. Motorlar ile alakalı araştırmalarım aynı hedefteydi. Bir zaman gelecek motorsiklet motoru ile otomobil ve kamyonlar gidecek. Benim tasarımın da dünya da ilk defa iki piston kollu 4 silindirli ve dünyanın 40/1 sıkıştırma oranına sahip motorunu tasarlayıp çizdim. Benim için çok basit ama bazılarına bu buluşlara ömür yetmez. Maalesef bizim gibilerini Amerikada olsa el üstünde tutarlar. Türkiye de ise değerin yok kapıları aşamıyorsun. Bizler de kendimizi tatmin için yapmasakta tasarlayıp çizmeye devam ediyoruz. Yeni bir şeyler tasarlamak galiba genetiğimiz de var. Her şey vayan için. Selametle…
Haksızlık etmeyelim her ne kadar Avrupa elektrikli otolara geçmeye çalışıyorsa da onlarda doğar doğmaz yürümediler.